Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda sayılmış bulunan malî veya manevî hakların ihlâli söz konusu olduğunda kanun koyucu tarafından hak sahibine dava ve talep hakları tanınmıştır. Maddi ve manevi hakların ihlali sözleşmeye dayalı olabileceği gibi haksız fiil nedeniyle de gerçekleşebilmektedir. Eser sahipliğinden doğan hakların ihlâl edilmesi sebebiyle açılabilecek hukuk davaları şunlardır;
1) Eser sahipliğinin tespiti davası (FSEK m. 15, HMK m. 106).
2) Tecavüzün ref’i davası (FSEK m. 66, FSEK m. 67, FSEK m. 68, HMK m. 105).
3) Tecavüzün men’i davası (FSEK m. 69, HMK m.105).
4) Tazminat davası (FSEK m. 70). Belirsiz alacak ve tespit davaları (HMK m. 107) da tazminat davaları içerisinde yer almaktadır.
5) Kazancın iadesi davası (FSEK m. 70, 3).
6) Tecavüzün Tespiti Davası (HMK m. 106, TMK m. 25, TTK m. 58, 1).
Bu davalar bakımından FSEK m. 66/4, eser sahibinin, ikamet ettiği yerde de tecavüzün kaldırılması ve önlenmesi davalarını açabileceğini düzenlemektedir. Buna göre, söz konusu davalar eser sahibinin tercihine göre ya Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6 gereğince davalının ikametgahı mahkemesinde ya da kendisinin ikamet ettiği yer mahkemesinde açılabilir. Ayrıca, fikri haklara tecavüz, haksız fiil niteliği taşıyorsa davanın HMK m. 16’ya göre haksız fiilin yani fikri haklara tecavüzün gerçekleştiği yer mahkemesinde de açılması mümkündür. Sözleşme ve tasarruflardan doğan davalarda ise genel yetki kuralları (HMK m. 6) geçerlidir. Fikri mülkiyete ilişkin bütün davalarda görevli mahkeme, Adalet Bakanlığı tarafından kurulan ihtisas mahkemeleridir. Bu kapsamda hukuk davalarında görevli mahkeme, dava konusunun miktarına ve kanunda öngörülmüş olan cezaya bakılmaksızın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeler,, ihtisas mahkemesi bulunmadığı takdirde ise asliye hukuk mahkemeleridir.
Davaların açılabilmesi için önemli bir husus zamanaşımıdır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda, hukuk davaları için herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Bu durumda zamanaşımı süreleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin genel hükümleri çerçevesinde belirlenecektir. Borçlar Kanununda zamanaşımı süreleri borcun kaynağına göre değiştiği için bu husus önemlidir. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesi uyarınca, her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Buna göre, sözleşmeden doğan telif hakkı ihlallerinde eser sahibinin talep hakkı kural olarak 10 yıldır. Buna karşılık, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme olmaması ve eser üzerindeki maddi veya mali telif haklarının haksız fiil neticesinde ihlal edilmiş olması durumunda ise zamanaşımı süreleri Borçlar Kanunu madde 72 uyarınca 2 ve 10 yıldır. Ayrıca 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu madde 68/1’de düzenlenmiş olan “mutad bedelin 3 katını isteme” hakkına ilişkin davada da “farazi sözleşme” olduğu kabul edildiğinden, Yargıtay’a göre 10 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olmalıdır.
Usul Hukukumuzda ispat yükü kural olarak davacıdadır. Ancak, yasa koyucu ispat yükümlülüğü bakımından FSEK’ m. 76 da telif hakkı sahipleri lehine bir düzenleme yapmıştır. Davalı tarafın, kendisinden talep edilen belgeleri mahkemeye sunamaması durumunda davacı tarafın haklı olduğu kabul edilecektir. Söz konusu davaların ihtisas alanına girmesi ve birden çok taleple açılabilecek olması ayın zamanda taleple bağlılık ilkesi nedeniyle kah kaybına uğranılmaması için uzman yardımı alınması önem arz etmekte olup muhakkak bir avukat yardımı ile açılması tavsiye edilir.
Av. Zeynep Büşra BİLGİN